Promise
Şefin Tavsiyesi: Scorpions – Follow Your Heart
“This is the time for yourself to be free
You gotta follow your heart
This is the time in your life and it’s never too late
To see the light in the dark
You gotta follow your heart”
Bol bol gezdik seninle son dönemde değil mi dostum? Biliyorum, çok yordum seni yollarda ama inan elimden geldiğince kısa tutmaya çalışıyorum, sıkılmanı istemem neticede. Bugün birkaç alıntı yapasım, kanatlarımı bu fırtınalı havaya inat edercesine açasım ve bu savaşın hala bitmediğini kanıtlamak istiyorum, hem sana, hem kendime.
Son dönemde fark etmişsindir belki, rüzgar fazla yıprattı kanatlarımızı, değil uçmak, indiğimiz yerde durmak bile zor geldi, okyanusun en dibine gidiyormuşuz gibi, çaresizce buz dağına ilerleyen Titanic gibi…
Evet, şarkıyı kasıtlı seçtim her zaman olduğu gibi, ihtiyacımız olan enerjiyi verecek sözleri var, temposu var, ihtiyacımız olan en önemli şey olan umut var. Hızla düşüyoruz dostum, büyük planlar, büyük adımlar dedim, gerekli adımları atacak fırsatı vermedi adeta yaşam bana, hırslı bir eski sevgili tokadı gibi, değişik bir his. Öyle ki kendimi sorgulatacak bir tokattı bu, tüm kararlarımı sorgulatacak bir tokat! Çok düşündüm, karamsar olduğum onca zaman bana bir şey kazandırmadı, kazandırmayacak. Karanlığın lanetini kırmam gerek ve bu sadece acı çekerek gerçekleşecek, görebiliyorum. Yapmam gereken sabredip hedeflerimde ısrarcı olmak. Çok sevdiğim ve eminim senin de sevdiğin bir yazarın dediği gibi;
“Gecenin en karanlık anı, şafak sökmeden az önceki zamandır.”
-Victor Hugo
Biliyorum, benden çok duyuyorsun bu sözü, hatta şu kötü espriyi yapmanı da anlayışla karşılayabilirim: “Galiba kutuplarda yaşıyoruz zira gün bir türlü aydınlanmıyor…” Ah, kara mizah… Tamam, haklısın uzun zaman oldu güneş bu diyarı ziyaret etmeyeli, biz de gecede kaybolmaya alışmış olabiliriz onun yokluğunda, kendi dert denizimizde. Ama bu karanlık sonsuza dek sürmeyecek, bunu sen de biliyorsun ve evet biliyorum daha kötüye gidemez dedikçe daha da batıyoruz, daha fazla ne olabilir dediğimiz her an yaşamın bize kulak astığı anlara denk geliyor sanki, öyle değişik bir batış belki de batırılış…
Bu kararı alırken beni bu düşünceye en çok iten neydi biliyor musun? Bu kadar direndikten sonra pes etmek. Eğer en başında pes etseydim olurdu, zaten denememiş olurdum. İlerde durup da geçmişe baktığımda pişman olmak istemiyorum, pes eden birini değil, pes etmediği için kazanan birini görmek istiyorum. Belki başaramam, o güneşli günlere ömrüm yetmez, bu da bir olasılık ama pes etmek kadar koymaz hiç biri açıkçası ve ben karar verdim, ne olursa olsun, pes etmeyeceğim ve senin de etmemen için elimden gelen her şeyi yapacağım. Uzaylı sözü! Hatta ve hatta The Doctor Sözü! Sana seçtiğim ismin bir söz olduğunu söylemiştim, gel tekrar anımsayalım o sözü:
“Never be cruel or cowardly,
Asla acımasız ya da korkak olma!
Never give up, never give in!
Never give up, never give in!
Asla pes etme, asla teslim olma!
Remember, hate is always foolish and love is always wise.”
Unutma, nefret daima aptalcadır ve sevgi daima bilgedir.
Yine alıntılarla boğdum yazıyı, biliyorum ama daha fazla uzatmayacağım dostum. Beni bilirsin, sözümü tutmak adına elimden geleni yaparım. Benden kaçışın yok 🙂





--0 Yorum yap--