Her Şey Çok Güzel Olacak
Tekrar merhaba değerli dostum,
Güzel haberlerle geldim sana, ancak önce şarkıyı vereyim, sonrasında da başlık üzerinde biraz durayım istiyorum. Sonra söz anlatacağım hepsini bir bir.
“They took my life but it isn’t the end
They put me in the ground but I’m back from the dead”
Şarkımız 2015 yılına ait, Alternatif/Rock karışımı hoş bir parça. Albümün diğer parçalarını da tavsiye ederim dostum, biraz mood’a uygun olsun diye bu parçayı seçtim, zira ölü diriltiyoruz bir nevi ruhu canlandırırken.
Öte yandan biraz da başlığa konu olan 1998 yapımı, başrolde Cem Yılmaz ve Mazhar Alanson’un olduğu bir yapım var. Günümüz gençlerine “Bilemiyorum Altan” repliğini ve daha nicesini kazandıran, durgun oyunculuklara olduğu kadar muazzam bir senaryoya da sahip bir yapım “Her Şey Çok Güzel Olacak”. Aynı ismi taşıyan bir de albüm var ki, tüm şarkılarında Mazhar abimizin imzası var, her biri ayrı başyapıt.
Tamam tamam, seni daha fazla merakta bırakmayayım. Önceki yazıyı yazdığım günün akşamında bir insan tanıdım, bak dostum dikkat et buraya bir “insan” tanıdım. Nadir rastlıyorum son dönemde biliyorsun. Asıl bombaya geliyorum, Didem Madak hayranı bir insan ile tanıştım! Eveeet biliyorum olasılıklar çok düşük, ancak gerçek. Öyle ki kendisinden bahsedebilmek adına izin istediğimde beni kırmayarak kabul etti. Çok kısa süredir tanıdığı bir insana güvenecek kadar alçak gönüllü olduğu için kendisine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum ve tabii ki söz verdiğim üzere anonimliğine saygı göstererek detaydan kaçınıyorum ve sonraki haberime geçiyorum.
İkinci haberim ise biraz beklemediğin bir kroşe çıkarabilir zihnine, zira kitap hazırlıklarıma başladım. Evvet yine doğru okuyorsun, gözlerini ovalama yahut gözlüklerini silme boş yere. Rüzgara kanatlarımızı açtık olabildiğince, sağ olsun o da sıcak melteme dönüşüp sarılıyor kanatlarımıza, yardım ediyor yükselmemize, en azından şimdilik. Karışık Kaset metninde olduğu gibi yazıları buradaki blogda yazmak istiyorum, o yüzden kitap bir roman olacak. Bakalım bu sefer mürekkep nerede sonlanacak!
Sonraki haberimi muhtemelen biliyorsun, zira bir tek belediye diyafonunu ele geçirip anons yapmadığım kaldı: İşten çıkıyorum. Büyük adımları atmak için küçüklerden vazgeçmek gerek neticede. Ayakkabımızı Sunay abimizin arkadaşının dükkanından alıyoruz, tabi ki tam olacak o adımlar için.
Yükseliyoruz sevgili dostum, hiç olmadığı kadar yükseliyoruz. Bu durum beni heyecanlandırdığı kadar korkutuyor zira yukarıda havalar hiç hoş gözükmüyor. Eminim senin de desteğinle o havaları da atlatırım ama içimdeki huzursuzluğu eleyemiyorum tüm yaptıklarıma rağmen.
“Bu böyle
Amansız bi’ savaşta kendim karşı kendime”
Birileri’nin Bu Böyle adını taşıyan şarkısından bu kesit herhalde üstteki paragrafta bahsettiğim telaşımı anlatmaya yeter dostum. (Yine tavsiyelerimden biridir, hoş bir grup, hoş şarkılar ve sakinliğin getirdiği anlık huzur insanın zaman zaman ihtiyacı olan şeylerden.)
Bu kadar sık yazmak da adetim değildir ya, belki de değişen benliğimin yeni özelliklerinden biri budur. Ancak yine de arayı açacağım biraz dostum, kırılma. Sana anlatmak istediklerim aceleye gelsin istemem, özel olsun, özenli olsun isterim. Kafamda tamamen yerleşsin ki sana en güzel haliyle sunabileyim isterim. Bu yüzden açacağım muhtemelen arayı. Bilirsin, okkalı deliyimdir.
Yakın zamanda daha büyük haberleri duyurma ümidi ile selamlıyorum seni!
Kendine dikkat et dostum,
Şiirle, sevgiyle ve insanla kal.



--0 Yorum yap--