Hiç Var Olmamış Gibi Bi’ Yazı
Tekrar merhaba sevgili arkadaşım,
Güzel bir gecede miyiz bilmiyorum, gecede miyiz onu bile bilmiyorum açıkçası. Tarih, zaman gibi algılarımı yitirdim bir süredir. Nasıl oldu, neden oldu gibi soruları henüz cevaplayamıyorum ancak oldu, önemli olan kısmı da bu şimdilik. Bugün de bir parça ile devam edelim, sonrasına bakarız.
“I spoke to God today, and she said that she’s ashamed.
Five Finger Death Punch – Wrong Side of Heaven
What have I become, what have I done?
I spoke to the Devil today, and he swears he’s not to blame.
And I understood cause I feel the same.”
“Bugün Tanrı’yla konuştum, ve bana utanç içinde olduğunu söyledi
neye dönüştüm ben, neler yaptım böyle?
Bugün şeytanla konuştum, suçlanacak kişinin o olmadığına dair yemin bile etti
ve buna anlayış gösterdim
çünkü suçlanacak kişi o değildi”
Başlayalım bakalım. Yapmamız gereken bazı şeyler var, aşmamız gereken uzuuun duvarlar var… Çok bilinmezli cümlelerle başladık ya, sevmedim bu başlangıcı, yapmamışım gibi yapalım, olur mu? Ben bu mesaj yok dersem ve sen de olmadığını söylersen, bu mesajın varlığı da kanıtlanabilirliğini yitirmiş olur değil mi?
Düşüne düşüne delirdim. Bunu bile kanıtlama ihtiyacı hissetti insanlar, “Acaba gerçekten deli mi?, raporu var mı?” gibi sorularla. Hoş, onların yanında ben mi deliydim, onlar mı deliydi bilemedim ama ben hakikaten delirdim. Saçma sapan bir evrenin bir parçası olup sürüklenmekten, uçsuz bucaksız gibi görünen bu gökyüzünün altında her geçen gün biraz daha çürümekten öteye geçemedim çünkü. Kendimi bulamadım, göremedim gelecekte ve o uçsuz bucaksız göğün altında gülümserken.
Bilirsin, benim bitmek bilmeyen bir koşturmam, bir işim, bir yoğunluğum olur daima. Bir yere gideriz, orada bile işler beni bırakmaz, ben basit bir hayır cevabından sakındığım için, bundan sanırım biraz da korktuğum için. Çünkü tüm bu projeleri şu dakika bırakabilirim, iptal edebilirim. Telefonu çöpe atabilir, bilgisayarı uzuun bir süre açmayabilirim. Ama bunun sonucunda ben nasıl biri olurum, benden geriye ne kalır? Bu önemli. Bunu cevaplayamamak o “Hayır” cevabının önüne geçiyor, o cevabı öldürüyor ve benim de işler altında ezilerek kendi kendimi öldürmeme sebep oluyor.
Ben açıkçası sıkıldım ve yoruldum bu olaylardan. Biraz direnmeye çalışıyorum gibi ama çok yoruyor ya. Eminim sen de böylesin, belki daha kötüdür, belki de daha iyi durumdasındır ki umarım ikincisidir. O kadar isterim ki iyi olmanı, “Hayır” cevabını düşünmeden verebilme rahatlığını istediğimden daha çok isterim, ki bunu kalpten söylüyorum inan. Çünkü yaşam baktığımızda cidden böyle dertler için fazla kısa. En en fazlasıyla bile 150 civarına kadar gidebiliyoruz şimdilik. Eh bizdeki stresle biz 70-80’i görürsek şanslıyız zaten. O zaman biraz kafamızı dinlesek fena mı olur? Şu boğucu yaşamdan biraz kopsak, kendimizi dinlesek, gerçekten dünyanın tadını çıkarmayı denesek, bir an için bile olsa derin, huzur dolu bir nefes alsak…
Bu hayal beni deli düzeyi bir hayalperest yapar mı? Yoksa böyle hissetmeme sebep olan insanlar mı asıl deliler? Kafamda yine beni deliliğe sürecek kıvamda sorular dönmeye başlıyor, hiç başlamadan bitirmezsem bu paragraf da bitmez biliyorum.
Evet sevgili evren, biraz da seninle konuşalım istedim. Bak 2 ay olmuş yazmamışım, hiç senden de ses seda yok. Kırıldım kırılacağım, biraz da varlığından şüphelenmeye başladım artık. Oradaysan bana olmasa bile etrafımdaki insanlara güzel olaylar, en azından güzel fırsatlar, gönderebilir misin? Eğer yaparsan sen olduğunu bilip teşekkür mektubu da yazacağım söz 🙂 Ancak fazla bekletme bizi, epeydir bayır aşağı yuvarlana yuvarlana iniyoruz çünkü, her yerimiz yara bere oldu artık. Bize birazcık umut lazım, azıcık bile yeterli artık.
Çok mu kaybolduk, ya da çok mu delirdik? Çok mu oldu bu yenilgiler bizim için? Hala direnecek gücümüz var mı? Soru sormadan bir yazı bitirebilecek miyim acaba günün birinde 🙂 Böyle şeyler belki de benim zaman zaman arkamdan, zaman zaman yüzüme “Sıyırmış bu, kafayı yemiş” vb. Cümleleri gönderiyor, sağlık olsun deriz.
Biliyorum biliyorum, sen böyle şeyler söylemezsin, kim söyler belki aklına isim bile gelmiyor. Ancak insanlar konuşuyor, ki onların yegane özelliği de o, sadece ve sadece konuşmak, tek aktivite ile ömür geçirmeyi başarıyorlar. Bu da takdire şayan aslında, ancak zararlı varlıklar. Karbonmonoksit vücuda daha faydalı dersek sanırım zarar düzeylerini açıklamış oluruz.
Ne diyelim dostum, evrenden son bir umut ışığı bekleyelim en iyisi. Kim bilir, belki bu kez bizi duyar, güzel bir cevap verir ve biz de verdiğimiz bu yorucu savaşta kendimize gerçek bir sebep edinmiş oluruz. İşte o zaman bu savaşın seyri değişir, o zaman biz kazanmış oluruz. O zaman bu insanlardan arınabiliriz, kendimiz olabiliriz ve o huzur dolu deriin nefesimizi içimize çekebiliriz.
Son bir savaş için, bir kez daha iyiliği, güzelliği ve mutluluğu zirveye taşımak için hazırlığımızı yapalım. Bu savaş bizim için altın değerinde, bunun için var gücümüzle orada olalım sevgili dostum. Sen gelene kadar ben yerini koruyor olacağım var gücümle, aklın kalmasın. Daima da bekliyor olacağım.
Sağlıkla, sevgiyle ve en çok da güzel kalbinle kal 🙂





--3 Yorumlar--
Kendimle konuşur gibi hissettim .Yazı bittiğinde güzel sözler geldi aklıma ılımlı ,umutlu Ama beni bilirsin tamamını hatırlayamadım ?
Derin karanlık filmi gibi hayat şu an savaşmaya ara vermemek gerekiyor sonuç ne olursa olsun
Yazdığın her kelimeyi bir anlam ifade etse de etmese de hayranlıkla okuyorum. Varlığının son bulmasını istemediğim birkaç kişiden en mükemmelisin sen bir daha bu kadar ara verme yazmaya… (:
İnanılmaz güzeldi. Sen de benim gibi Weltschmerz yaşayan birisin galiba.