Düşünseli
Ben yine geldim, bu kez bir hikaye ile gelemedim sanırım. Düşünselimden bir kesit vereceğim sana sevgili dostum. Öyle çok da tutmayacağım seni.
Breaking Benjamin ft. Lacey Sturm – Dear Agony
Beni az çok tanıyorsun, hayır demek, insanları kırmak daima benim için sorun olsa da aslında aynı zamanda bu hayır diyememe durumu en çok da değer verdiğim insanları kırmama sebep oluyor hep.
Sıkıldım açıkçası bu olaydan…
Hayır diyebildiğim bir zaman vardı biliyor musun? Daha doğrusu hayır deme çalışmaları yaptığım bir dönem. Sonra ne oldu o bilmiyorum. Bir anda 6. kitapta aramızdan ayrılan çok kıymetli profesörümüz gibi uçtu gitti hayatımdan. Benim tek yaptığımsa her zaman olduğu gibi koca bir hiçti elbette…
Bunu belki reddedeceksin, belki kabul edeceksin orasını bilemem ama bizzat bu şahsın zihnindeki bir birey olarak ben söyleyebilirim. Yıllar kimseye olmadığı gibi ona da iyi davranmadı, davranacak gibi de durmuyor çünkü kendisi sabit bir duruş sergileyemiyor.
Şu an bu satırları neden yazıyorum inan bir fikrim yok. Neden olmasın sorusuyla geldim, başladım, tutmadan kendimi, seni de düşünselime davet etmiş bulundum. Pek de tatsız bir konu oldu gerçi bu ama pek de keyifli günler geçmiyor dürüst olmak gerekirse.
Kendime nefes alacak boşluk bile bırakmıyorum, neden bilmiyorum. Kendime olan nefretimi, kendimi yaşatmayarak, saçma işleri kendi boğazıma dayayarak mı yansıtıyorum acaba. Yoksa sadece aptalın teki miyim? Kim bilir?
Yine ufak bir iç döküş gibi oldu bu başka bir gecede,bunlara ara vermiştim, özlenmiş. Kendime dürüst olabileceğim, yazıp, kendi ruhuma tükürebileceğim bir yer olması güzel. Bu kadar karanlığı başka nasıl hapseder insan?





--0 Yorum yap--