Seyahat (Bölüm 1)
Hoşgeldin sevgili dostum, gel otur, çayını dolduruyorum hemen. Bugün benim kafamın içinde kısa bir yolculuğa çıkacağız. Öncesinde şarkı koyayım bir tane, güzel güzel dinleyelim, olur mu?
Linkin Park – Talking To Myself
Eveeet, hemen başlayalım.
Hızlı olayları seviyor insanlar ancak biraz eskiye, yavaşlığa, nostaljiye ihtiyacımız var bana kalırsa. O yüzden bu geziyi eski kompartımanlı trenlerle yapmak istiyorum. Kısa bir gezi olacak zaten, kazana kömürü atalım ve yolculuğun tadını çıkarmaya başlayalım.
İlk durağımıza yaklaşırken geçtiğimiz dağlar tıpkı Karadeniz gibi çay kaynağımız. Dürüst olmalıyım, daha güzel çay içmedim daha, umarım sen de beğenmişsindir. Aldığı güneş ışığından mıdır, toprağından mıdır bilmiyorum ama kokusu bile insanı kendine çekiyor. Merak etme, sonraki gelişinde oraya yürüyüşe de gideriz elbet. Ah, işte ilk durağımıza geldik.
İlk durağımız tabi ki antik kentimiz. Biz buraya yerleşmeden önce buralarda çok kanlı meydan savaşları yaşanmış. Hala yaşanıyor tabii ancak sınırlarımıza saygı göstereceklerine söz verdiler o yüzden biz de onlara karışamıyoruz. Kan davası galiba, sürekli bir savaş içindeler çünkü. Bir gün duraklasalar soracağız ama durmuyorlar. Eh, ne diyordum, eveet antik kentten bahsediyordum. Burası onların efsane savaşlarına, zaman zaman komutan düellolarına ev sahipliği yapmış. Bastığımız şu topraklarda kaç litre kanın heba olduğunu düşünmek dahi tüylerimi ürpertiyor, ancak köklü bir tarihe sahip olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Yapıların dokusu muazzam, merak etme dokunduğunda paralanacak kadar hassas değiller, gel de dokun. Bu his kelimelerle anlatılmaz. Hadi seni bir on dakika serbest bırakayım doya doya gez, sonra diğer durağımız için yola çıkalım.
Umarım gitmeye hazırsındır dostum. Sonraki durağımız biraz gürültülü olacak, Olaylar Müzesi’ne gidiyoruz, şu ana dek bu zihinde yer etmiş tüm olaylar bu müzede, bazıları girdap misali, o yüzden gezerken bana yakın durmanı tavsiye ederim. Birkaç kişiyi kaptılar henüz haber alamadık kendilerinden. Biz oraya giderken biraz da sen kendinden bahset bakalım, ne var ne yok hayatında? Umut tohumları yeşermeye başladı mı? Her gün biraz güler yüz ile su vermeyi unutma onlara olur mu? Bir yere gidecek olursan da bana haber ver ben sularım onları senin yerine.
Olaylar müzesine ulaşmak üzereyiz sevgili dostum, haydi gidelim de bakalım neler oluyor bu delinin zihninde. Paltonun önünü iliklemelisin, içerisi biraz soğuk.



--0 Yorum yap--