Mantık Hatası
Konuya başlamadan müziğimizi de verelim;Müzik
Gereksiz bir kalabalığın içinde yaşadığınızı hissettiniz mi hiç? Bunaldınız mı insan topluluklarına yaklaştıkça? Bıktınız mı o insanların bitmek bilmeyen gürültülerinden? Evet ben bıktım. Ama bırakamıyorum buna rağmen insanlarla yaşamayı. Çünkü insanları seviyorum. Peki ya insan olamayanlar? Onlara insan olma şansı verilmesine karşın bu şansı reddedenler? Bunlara karşı ne yapacağız? Onlara da “insanmış” gibi davranıyorum işte. Alın size yapılmış en büyük mantık hatası…
Mesele insanlara değer vermek değil. İnsana verilmesi gereken değerin başkalarına da pay edilmesi. Artık iyiden iyiye gereksiz görür oldum çünkü bunu. Belki ben insan değilim. Sadece düşünmeyi başarmış, belki onu da başaramamış, basit bir canlıyım. Ama ben en azından bana verilen şansı kullanmak istiyorum. İnsan olmak istiyorum. Peki bir canlı neden insan olmak istemez? Nedir onu korkutan? İyilik mi, güzellik mi, yoksa başkalarına yararının dokunması mı? Neden böyle gereksiz bir eyleme girişir ki? Be insafsız o sana verilen beyni kullan bir kere için! Onları gördükçe o kadar kötü oluyorum ki, artık yanımda yapılan davranıştan ben utanır hale geldim. Hem de dahil olmama rağmen. Ne bileyim, yapılan saygısızlıkların düzeyi o kadar arttı ki! Sinirleniyorum bir yandan. Öyle ki ben kendimi sabırlı bilirdim. Ancak özellikle son zamanlarda o kadar çabuk sinirlenir hale geldim ki, kendimi tanıyamaz hale geldim. Bağıra bağıra küfretmek istiyorum bazen. Sadece bağırmak, çağırmak, tüm sinirimi kusmak istiyorum. Ama yapamıyorum işte. Ve tüm sebebi basit bir söz…
Pes etmek istiyorum. Bu büyük mantık hatasını daha fazla düzeltmeye çalışmak istemiyorum. Ancak sırf oradan kurtarabileceğime inandığım bir-iki kişi için bu koşuşturma sürüyor. Belki diyorum, belki bu kez kurtulurlar. Kapıyı açıyorum, çıkın diyorum uçun, özgürsünüz! Ama bana öyle bakıyorlar ki sanki biz uçamayız bizim kanatlarımız yok dercesine. Öylesine büyük bir inançsızlıkla karşılaşıyorum. Ve buna rağmen pes etmiyorum. Alın size bir mantık hatası daha.
Bilmiyorum ya, bazen yaşama nedenimi bile sorguladığım oluyor. Neden yaşıyorum ki diyorum, kime ne faydam var ki? Pes edecek neyim var benim bu hayatta? Şu hayatta tek bir kaygım oldu, o da verdiğim güveni sarsmak. Ne gelecek kaygısı ne başka bir şey. Hiçbiri sarsılmış bir güven kadar önemli olamadı gözümde. Para,güç,zirve hırslarına da düşmedim. Ot gibi yaşıyorum hissine kapılıyorum arada. Ama ben yarışmak istemiyorum ki. Ben eşitlik, adalet istiyorum. Bunca zamandır hakkı yenen insanların haklarını geri almalarını istiyorum.
(Ve Don şöyle söyledi:
-Sen adalet istemiyorsun, sen intikam istiyorsun. (kısaltılmış) )
Genelden konuyu toplayacak olursam, büyük bir mantık hatasının içindeymişim gibi hissediyorum. Hiç bitmeyen anlamsız arızalarla dolu bir elektronik aygıt gibi tıpkı. Ve ben artık onu tamir etmekten bıkmışım. Tek istediğim onu çöpe atmak. Ancak içinde hala çalışan birkaç parça var ve onları kurtarmaya çalışıyorum. Yoksa tek bir saniye duracağımı sanmıyorum. Yine de siz bana çöpün yerini gösterin. Bakarsınız parçalardan da vazgeçerim…


--0 Yorum yap--