İnsan Dediğin
İnsan… Ne kadar da garip bir kavram değil mi? Diğer canlılar gibi beslenme, nefes alma gibi ihtiyaçları olan bu canlı türünün tek farkı düşünebilmek mi? Hissedebilmek mi? Başkalarını düşünebilmek mi? Sahi, neydi insan dediğin?
Aslında insan, düşünen,duyguları olan, hayalleri olan varlıklara verilen isim. Ancak bazı canlı türleri de düşünen(!) varlıklar olduğu için onları da bu gruba dahil ediyoruz. Olmaması gerekenler insan gibi yaşarken, insan olanların hiçbir şey yapamaması fazla ironik. Etrafta ruhu can çekişen yürüyen cesetler dolu ve bunlar gerçek insanları da engelliyor. Adeta ölümcül ve bulaşıcı bir virüs gibi yayılıyorlar. Biz her ne kadar direnmeyi denesek de her saldırıda git gide azalıyoruz. Ama az kaldı. O virüsten kurtulmanın yolunu bulduk. Uygulaması ne kadar zor olursa olsun biz bunu yapacağız. Evet tahmin doğru, ilacımızın adı: Mutluluk. Peki nasıl elde edeceğiz mutluluğu? Ya da nasıl yayacağız başkalarına?
Evet, geldik işin en cafcaflı(Sid seslendirmesi *0.25) kısmına. Şimdi planımız şu şekilde; Uzun süreli araştırmalar sonucu gerçek mutluluğun formülünün başkalarını mutlu etmekten geçtiğini farkettik. Öyle ki denek başkalarını mutlu ettiğinde hem daha mutlu oldu hem de mutluluğu daha uzun sürdü. Bundan dolayı ilk olarak birbirimize yardımlaşma, sevgi, saygı kavramlarını aşılayacağız ve o yürüyen cesetlere de bu uygulamaları yapacağız. İşimiz kolay değil, ancak kolay olacağını da söylemedim zaten.
Haydi, son bir gayret ile kurtarın şu bitkin ruhunuzu ölümcül virüslerden. Bir insan olarak, umudun feneri olun karanlıkta kaybolmuş ruhlara. Yaşayın ve yaşatın.
Haydi dostlar, insan olalım!


--0 Yorum yap--