“A”Sosyallik
Aslında böyle sık yazmak adetim değil. Ancak ciddi bir sıkıntı var içimde hala atamadığım. Uykumun kaçmasına neden olan bir yorgunluk. Psikolojimi, yaşamımı altüst edebilecek bir sıkıntı. Ben asosyalim. Ama sorun bu değil. Ben hala asosyalliğimi çok severim. Ama son zamanlarda sanki beynimin sağ ve sol lobu birbiriyle adeta bir kılıç düellosundaymış gibi hissediyorum. Sol lobu “Ne yapacaksın sosyalleşip boşver böyle devam et” derken, sağ lobu ise “Biraz sosyalleş, yaşamın içine karış” demekte. İşte bu çatışma benim özellikle iki-üç haftadır üstümden atamadığım sıkıntının ta kendisi.
Mesela hiç aklımda yokken gazeteye dahil oldum. Ve sadece tasarıma yardımcı olmak amaçlı girdiğim gazetede, haber yazan, röportajlara giden ve tasarımı halleden kişiye döndüm. Peki bu neden oldu? Nerden geldi bu atılganlık bana? İçimde biriken yaşama isteği miydi bana bunu yaptıran? Yoksa gelecekte “keşke” dememek için mi? Veya sadece “hayır” kavramını başkalarına kullanmakta yaşadığım zorluğun sonucu mu olmuştu tüm bunlar?
Çok garip bir durum… Bir yandan neden bu işlere giriştiğimi sorgularken diğer yandan bu işleri severek yapmam, gerçekten zevk alabilmem fazla ironik. Tabi ki konu sadece gazete değil. Yıllık, Okul Tanıtım Filmi, Kısa Film Yarışması, Fotoğrafçılık Yarışması ve aniden katıldığım bir kompozisyon yarışması…
İçimde sanki bir şeyleri yıllarca aramış ve sonunda yorulmuş, 88 yaşında, kalp hastası, emekli ve Fahriye Teyze’nin eşi olan Salih Amca var. İnsanın garip hissetmemesi ise elde değil. Çok değil, sadece bir dakikalığına gözlerinizi kapatın ve düşünün: Ben neden buradayım? Ne olmak, ne yapmak istiyorum? Umarım cevap verebilirsiniz. Zira ben hala bu sorunun yanıtını düşünmekteyim. Çünkü soru sadece “Mutlu olmak için buradayım ve mutlu olmak istiyorum.” cevabından ibaret değil. Soru aslında kişinin kendini sorgulamasına neden olmakta ve mutluluk bu kez cevaplarımız arasında yok. Bu sefer farklı düşüneceğiz ve gerçekten kim olduğumuzu ve neden burada olduğumuzu bulmaya çalışacağız. İşte bu yüzden bu soru öyle geçiştirilecek cinsten değil.
Hani o arayıştan yorulmuşum, bir yanım artık kalp rahatsızlığı ve yaşın ilerlemesi sebebiyle aramayı bırakmamı söylemekte, diğer yanımsa aramayı asla bırakmamı çünkü beni bu dertlerden kurtaracak tek şeyin o olduğunu söylemekte. Her ne kadar şu ana dek sağ lobumu dinlediysem de, yavaş yavaş sola dönmeye başladığımı hisseder gibiyim.
Çünkü benim sosyalleşmek için gereken altyapım yok bana kalırsa. Günümüz gençlerinin çoğunun muhabbet konusu yok çünkü. Sadece “Gelin, selfie çekelim, gelin şurada oturup kahve içelim, ay yer bildirimi yapalım” kafası var. Ve ben bu kafaya hiç ama hiç sıcak bakamıyorum. Bunları gördükçe daha çok insandan soğuyup daha çok içime kapanıyorum. Yani sola dönme sebebim aslında beynimin kendini hazır hissetmemesi, işin daha da üzücü yanı ben kalben de hazırlanma isteğiyle dolup taşamıyorum. Koskoca okulda bile benim oturup gerçekten konuşabileceğim 50 kişi çıkmaz.
Bilmiyorum belki de ben yaşımın verdiği hisler dolayısıyla geri kafalının tekiyimdir. Basit bir konuşma yaparken bile elim kolum durmaz mesela, sürekli konuya dahil olurlar. Öyle ki şu an bunu yazdığımı düşünürken bile sadece farkına vardığımda duruyorlar. Ya da çok basit bir konuyu açıklamam istendi, sunum yapmam ya da. Ben misal orada kesintisiz konuşamam, söyleyeceğimi unuturum, kekelerim sürekli bir şekilde o anlatımımı bozarım. Yani bu asosyalliğime dair ne varsa sonuna dek kullanırım konu toplum önünde konuşmak olduğunda. Ama gelin geçelim sessiz, sakin bir yere daha sonrasında konuşalım sabaha kadar, günler, haftalar boyu. Bunu yapabilirim. Ama önüme on kişi dizsinler ve elime bir satır yazı tuttursunlar, ben o yazıyı unutmadan okuyamam. Yani konuşulacak şey çok, ancak konuşacak kişi sayısı malesef ki az ve gittikçe azalmaya devam etmekte…
İnsanları daima sevdim ve onları mutlu etmek istedim. O cesetlerin içerisinde sıkışmış olan ruhları kurtarmak istedim. Ya da sadece mutlu olmak istedim ve mutlu olmanın tek yolunun başkalarını mutlu etmek olduğunu bildiğimden istedim tüm bunları. Her şeyi yapmak, yardım etmek istiyorum ama aynı zamanda içimde bitmek tükenmek bilmeyen bir isteksizlikle karşı karşıya kalıyorum. Aslında yukarıdakilerin hiçbirini istemiyorum düşündüğümde. Ben, sadece bu kararsızlığıma bir son vermek ve yaşamak istiyorum.
Siz söyleyin o zaman:
Çok şey mi istiyorum?
-Ç


--0 Yorum yap--